1960 yılında İzmir’de doğdu. İlk ve orta öğrenimi tamamdıktan sonra gittiği ABD’den Stanford Üniversity mezunu olarak döndü. Uzun yıllar boyunca Sabah gazetesinde görev yapan Babahan, önce yazıişleri müdürlüğü, ardından da yayın yönetmen yardımcılığı görevlerini yürüttü. Aynı yayın grubu bünyesinde prestij ürünü olarak 1999 – 2001 yılları arasında yayınlanan Yeni Binyıl Gazetesi’nin yayın yönetmenliğinin ardından 2002 yılında Akşam Gazetesi Ankara Temsilciliğini yürüten Babahan, daha sonra yeniden Sabah’a döndü ve Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptı.
Halkın derdiyle generalinki farklı
Okuldan sınıf arkadaşı olduğu için dayanışma istifası da olabilir, Orgeneral
İlker Başbuğ’un baskısıyla da olabilir.
Koskoca general emekliliğini istediyse saygı duymak gerekir.
Herkes meslek hayatının bir noktasında “yeter” diyebilir.
Yazının tamamını okuyun »
Türkiye’nin Batısı’nda da, Doğusu’nda şiddet tekelini elinde tutanlar, toplumu istediği gibi yönlendiregeldi.
Silahlı Kuvvetler, askeri vesayet sistemiyle ekonomiden medyaya, yargıdan siyasete, üniversiteden dış politikaya uzanan geniş bir yelpazede tek belirleyici oldu.
Siyasetçiye bırakılan alan, yol-su-alan yapımı ile “yolsuzluk”tu.
Askeri alanın da elbette yolsuzluklarından arınmış bir bölge olduğu iddia edilemez.
Asker, bu gücünü Cumhuriyet’in kurucusu olma iddiasıyla birlikte Soğuk Savaş ortamından aldı.
Sovyetler Birliği ile sınır ülkesi olması, askerin tarihsel gücüne bir de önemli destek ilave etmişti çünkü.
Yazının tamamını okuyun »
Demokratik ‘teamül’ dönemine alışın beyler
Yüksek Askeri Şura bugüne kadar göstermelik bir toplantıydı.
Recep Tayyip Erdoğan’ın seçilmesine kadar, başbakanlar ilk gün toplantılarına nezaketen katılır, öğlen “kendi işlerine” bakmaya giderlerdi.
General atamaları ve terfileri onların işi değildi.
Çünkü “teamül” öyleydi.
Bir kısım medya bu seneki YAŞ toplantısında da “teamül” diye tutturdu.
Seçilmiş otoritenin, atanmışların terfi ve atamaların müdahalesine acaip bozuldular.
Yazının tamamını okuyun »
Sabah’ta uzun yıllar gündemde tutmaya çalıştığımız bir konuydu Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanun’nun 35’inci maddesi.
Yani “Silahlı Kuvvetlerin vazifesi, Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kollamak ve korumaktır” diyen ünlü madde.
Bu kez gündeme şimdi çatısı altında olduğum Star Gazetesi getirdi.
Türkiye 35’inci maddeyi tartışıyor.
9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 2005’te Yavuz Donat’a bu maddenin kalkması gerektiğini söylemişti.
Aynı Demirel, başbakanken Hasan Cemal’in benzer yöndeki sorularına olumsuz yanıt vermişti oysa.
Yazının tamamını okuyun »
Türkiye günlerdir Heron Skandalı ile çalkanıyor ama Genelkurmay’dan “tık” yok.
Lav silahına boru, ıslak imzalı belgeye kağıt parçası diyecek kadar cüretkarlardı.
Bu telefon konuşmasına “deli saçması” diyemeyecek kadar sessizler.
Çünkü söyleyecek söz yok.
Gelinen nokta her baskında “bizim PKK’lıların mı?” yoksa “Gerçek PKK’lıların mı?” görev aldığını sorgulamak.
Çünkü telefon görüşmeleri Genelkurmay’ın da böyle birlikleri olduğunu gösteriyor.
Telefon görüşmelerinin ortaya koyduğu bir gerçek var; Hava Kuvvetleri bu işin boğazına kadar içinde.
Olay ne zaman ortaya çıkıyor?
2007’de.
Yazının tamamını okuyun »
Ne zaman Silahlı Kuvvetler’le ilgili bir iddia gündeme gelse, “kurumları yıpratmayalım” teranesi başlıyor.
“Her kurumda çürük elmalar bulunur” diye de ekleniyor.
Ortadaki tablo çürüklerin sağlamlardan fazla olduğu izlenimi veriyor.
Ayıkla ayıkla bitmiyor.
YAŞ’ta terfi ettirecek general kalmadı neredeyse, iş o boyutta.
Maşallah iddiaların ardı arkası da kesilmiyor…
Kimi kendi jetini düşürüp camisini bombalama planı yapmış, kimi öldürülecek gazeteciler listesi hazırlayıp tetikçileri bile belirlemiş, kimi “Heronları düşürelim” demiş, kimi yeraltına silah gömmüş…
Yazının tamamını okuyun »